TR / ENG

KAYGAN ZEMİN

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi Sarnıç Galerilerde 11-28 Şubat 2014 tarihlerinde sergilenen “Kaygan Zemin” adlı enstalasyon, mekânın tarihsel süreci üzerinden sosyal bellek çağrışımına odaklanmıştır.

            Tophane-i Amire, Osmanlı İmparatorluğu’nun ordu ve donanmasının kullandığı askeri topların döküldüğü binadır. Tophane-i Amire binası Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılmıştır. Daha sonra Kanuni Sultan Süleyman tarafından tekrar inşa edilen bu yapılar, 18. yüzyıl ortalarında yıkılarak yeniden yapılmışlardır. Binaya ait yapıların arasında döküm esnasında çıkabilecek yangın tehlikesine karşı su sarnıçları yapılmıştır. Günümüzde ise bu binalar kültür ve sanat merkezi olarak kullanılmakta çeşitli sanatsal etkinliklerin gerçekleştirildiği yerler olarak kullanılmaktadır.

            Sarnıç binasında gerçekleştirilen enstalasyonda, mekânın izlerini taşıyan mimari elemanların görselleri (duvar ve yer karoları) ile savaş teknolojilerini içeren görseller, “lentiküler” baskı tekniği ile bir araya getirilmiştir. “Lentiküler” baskı tekniği; özel bir bilgisayar programı aracılığı ile, iki veya daha fazla görüntünün üst üste getirilerek, üç boyutluluk algısı, animasyon veya flip (değişim) etkisi elde etmeyi sağlayan baskı teknolojisine verilen isimdir.

            Bu enstalasyonda kullanılan görseller lentiküler baskı tekniğinin “Flip” (Değişim) yöntemi kullanılarak elde edilmiştir. Flip tekniği, baskı üzerinde kullanılan özel lens aracılığı ile konum değiştirildikçe farklılaşan görüntülerin elde edilmesine izin vermektedir. Bu yöntemle üretilen baskılara farklı açılardan bakıldığında görüntülerin değişimini görebilmek mümkündür.

            Mekânın tarihsel açıdan katmanlı yapısı ve kullanılan tekniğin yarattığı katmanlı görseller mekânın izlerini vurgulamaktadır. Tüm bunlar doğrultusunda izleyenin, mekân içerisinde bakış noktasını değiştirdikçe bu çok katmanlı yapının farklı yüzeyleriyle karşı karşıya kalması amaçlanmıştır.

            Yaşantımızın parçası olan mekânlar bize neleri hatırlatır, belleğimizi taze tutarak bizi nelerle yüzleştirir? Bulunduğumuz mekân, zaman içerisinde geçirdiği değişim sonucu, karşımıza yeni bir kimlikle çıkabilir mi? Sadece yerel anlamda değil aynı zamanda evrensel anlamda, mekânların geçirdiği  değişimler, kendi kimliklerini ne kadar etkiler ve toplumların belleğini ne kadar değiştirebilirler?

            Sergide yer alan eserler mekân ile birleşerek bu sorgulamaları yaparken, cevapların peşinde değil yeni sorular üreterek izleyicinin belleğini tazelemesi ve yeni sorgulamalar peşinde olması niyetindedir. Sadece içinde bulunulan mekân üzerinden değil, gündelik hayatımızda bulunduğumuz her mekânı yeniden değerlendirmek, mekândan elde edilen duyum ile belleğimizin tazelenmesini mümkün kılar.

            “Kaygan Zemin” kendi heterotopyasını, mekânın şimdi ve geçmişte ifade ettikleri arasında yaratırken, seyircinin bu dinamikler üzerinden sorgulama yapması peşindedir. İç içe geçmiş görüntüler, “lentiküler” baskı tekniğinin yardımı ile mekânın kendi dokusu “savaş teknolojileri”ni temsil eden görüntüler arasındaki geçişi mümkün kılmıştır. “Kaygan Zemin” metaforik anlatım yolu ile mekânın izlerini izleyiciye taşırken yeni sorgulamaların yapılması amacındadır.

            Bu gibi benzer sorgulamaların, izleyenin zihninde farklı bir algı, farklı bir bellek durumu yaratmasına yönelik amacı olan çalışma, belirtildiği üzere cevapları almaya yönelik değil, yeni sorular sordurmaya yöneliktir. Mekânın tarihi ve sosyal bellek üzerinden yapılan bu sorgulamalar, sadece geçmişe yönelik bir hesaplaşma değil, aynı zamanda bugünü anlamak üzere belleğimize ve algılayışımıza yönelik yeniden değerlendirmedir.

 

EBRU CEREN UZUN